Obsesif Takinti
Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu www.obsesiftakinti.com/
Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu (OKKB) ya da Saplantı nevrozu,
Hastanın kendisini sürekli olarak duygulara kaptırmaktan, belli düşünceleri aklına getirmekten, belli davranışları bir tören (ritüel) havasında yinelemekten bir türlü yakasını kurtaramadığı, genç erişkinlik döneminde başlayan ve değişik koşullar altında ortaya çıkan esneklik, açıklık ve verimlilik pahasına düzenlilik, mükemmeliyetçilik, zihinsel ve kişilerarası kontrol koyma üzerine aşırı kafa yormanın olduğu sürekli bir örüntü. Obsesif-kompulsif bozukluk diğer adıyla saplantı-zorlantı bozukluğudur.
Obsessif nevrozlar vesvese olarak isimlendirilirler.[1] Ancak dini kullanımlarda kelimenin anlam kayması söz konusu olabilir.
Bir çeşit nevroz türüdür. Hastalığa yol açan etkenin beyindeki sinir iletimine katkıda bulunan serotonin maddesinin salınımının dengesizliğinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Obsesif-kompulsif bozuklukta kişi aslında davranışının/davranışlarının anlamsız, gereksiz ya da saçma olduğunun farkındadır ancak kendini bu davranışı sergilemekten alıkoyamaz.
Tanı
DSM IV Tanı Kriterlerine göre aşağıdaki 8 belirtiden en az 4'üne sahip kişiler obsesif kompulsif kişilik bozukluğuna sahiptir.
1. Yapılan etkinliğin asıl amacını unutturacak derecede ayrıntılar, kurallar, listeler, sıralama, organize etme ya da program yapma ile uğraşır durur.
2. İşin bitirilmesini zorlaştıran bir mükemmelliyetçilik gösterir (örn. kendisine özgü aşırı katı ölçütler karşılanamadığı için bir tasarıyı tamamlayamaz.)
3. Boş zamanlarını değerlendirme etkinliklerinden ve arkadaslıklarından yoksun kalacak derecede kendisini iş ya da üretkenliğe adar (ekonomik gereksinmeleri ile açıklanamaz)
4. Ahlak, doğruluk ya da değerler gibi konularda vicdanının sesini aşırı dinler ve esneklik göstermez (kültürel ya da dinsel özdeşimi ile açıklanamaz)
5. Özel bir değeri olmasa bile eskimiş ya da değersiz şeyleri elden çıkartamaz
6. Başkaları, tam olarak kendisinin yaptığı gibi yapmayı kabul etmedikçe görev dağılımı yapmak ya da başkalarıyla birlikte çalışmak istemez.
7. Para harcama konusunda hem kendisine, hem de başkalarına karşı cimri davranır; para, gelecekte ortaya çıkabilecek felaketler için biriktirilmesi gereken bir şey olarak görülür.
8. Katı ve inatçıdır.
Takıntı (Obsesyon), ruhçulukta (spiritüalizm) ve ruhbilimde (psikoloji) farklı olarak tanımlanır ve farklı kavramları ifade etmek üzere kullanılır. Psikiyatri sözlüklerinde kısaca “yanlış olduğunu bildiğimiz halde kafamızdan atamadığımız, mantık ve muhakeme ile uzaklaştırılamayan, arzu edilmeyen saplantı halindeki fikirler” olarak tanımlanır. Ruhçulukta ise, “bir bedensiz ruhun bir bedenliyi (insanı) hükmedecek derecede etkisi altına alması” olarak tanımlanır. Tanımlardan da anlaşılabileceği gibi, birinde obsede edici etken bir fikir olarak kabul edilir, diğerinde ise bu etken bir fikir değil, bu tür fikirleri obsedeye (obsesyon olayına maruz kalana) aşılayan canlı bir varlıktır. Obsesyon (obsession) sözcüğü Latince’de “rahatsız etme” anlamında kullanılan “ obsideratum” ya da “obsidere” sözcüğünden türetilmiştir.
Çocuk ve Ergenlerde Obsesif Kompulsif Bozukluk
Obsesif-Kompulsif Bozukluğun (OKB) çocuk ve ergenlerde sıklığı %0.3 –0.9 olarak bildirilmekle birlikta daha sık olabileceği düşünülmektedir.. En sık ortaya çıktığı yaş 7, ortalama başlangıç yaşı 10’dur. Ancak literatürde ve klinik pratikte çok daha küçük yaşlarda başlayan (2 yaşa kadar) olgulara rastlanmaktadır. Ortaya çıkışıyla ilgili birçok psikolojik kuram ortaya atılmışsa da artık OKB’nin biyolojik temelleri olan nöropsikiyatrik bir hastalık olduğu kabul edilmektedir. Hastalık tipik olarak obsesyon ve kompulsiyolarla kendini gösterir.
Halk arasında ‘takıntı’ veya ‘vesvese’ olarak adlandırılan durumun tıbbi terim olarak karşılığı ‘obsesyon’ dur. Obsesyon, istenmeden gelen, uygunuz olarak yaşanan ve belirgin sıkıntıya neden olan, yineleyici düşünce, dürtü veya düşlemlerdir. Kişi bu düşünce, dürtü veya düşlemlere önem vermemeye, bunları baskılamaya veya başka bir düşünce ya da eylemle bunları etkisizleştirmeye çalışır. Kişi bu düşünce, dürtü ve düşlemlerin kendi beyninin bir ürünü olduğunun farkındadır. Ancak çocuklar bunu tam olarak ifade edemeyebilirler. Kişinin obsesyonlara tepki olarak yaptığı tekrarlayıcı davranış veya zihinsel eylemlere de tıp dilinde ‘kompulsiyon’ adı verilmektedir.
Örnek olarak bir kişinin ellerinin temiz olduğu bilmesine rağmen pis olduğunu düşünmesi ‘obsesyon’, bu düşünceden kurtulmak için gereksiz yere ellerini yıkaması ise ‘kompulsiyon’ dur. Obsesyonlar ve kompulsiyonlar az oranda herkeste görülebilir, ancak bunlar kişinin yaşam kalitesini ve işlevselliğini bozuyor ve ciddi zaman kayıplarına neden oluyorsa hastalık kabul edilir ve tedavisi gerekir.
Yapılan çalışmalarda çocuklarda en çok görülen obsesyonların;
· Kirlilik ,
· Hastalık bulaşacağı düşüncesi,
· Kötü bir şey olacak düşüncesi,
· Birinin öleceği veya hastalanacağı korkusu,
· Simetri,
· Cinsel içerikli düşünceler,
· Yasak veya şiddet içeren düşünceler,
· Anlatma, sorma onaylatma ihtiyacı olduğu göze çarpmaktadır.
Sık rastlanılan kompulsiyonlar ise;
· Yıkama,
· Kontrol etme,
· Düzenleme,
· Sıralama,
· Sayma,
· Dokunma,
· Tekrarlama,
· Biriktirme,
· Tekrar tekrar düşünme olarak sıralanmaktadır.
Yapılan nörokimyasal çalışmalar, beyin görüntüleme çalışmaları ve nöropsikolojik değerlendirmeler hastalığa beynin bazal ganglionlar ve frontal bölgelerindeki birtakım işlev bozukluklarının sebep olduğu, serotonin ve dopamin gibi nörotransmitterlerin düzeylerinin de hastalığın ortaya çıkışıyla ilgili olduğunu göstermektedir. Hastalığın genetik olarak geçişiyle ilgili de güçlü kanıtlar vardır. Yine çalışmalar göstermiştir ki bazı OKB vakaları Tik bozukluğu ve Tourette sendromu ile birliktelik gösterebilmektedir ve bu da bu vakaların benzer genetik orjinden kaynaklanabileceklerini düşündürmektedir.
OKB’nin çocuklarda sanılandan çok daha fazla görüldüğü ancak , çocukların sıklıkla ayıplanacakları ve yanlış anlaşılacakları gibi düşünceler nedeniyle sıkıntılarını gizleme eğiliminde oldukları bilinmektedir. Anne- baba veya öğretmenler çocuklara yaklaşımlarında güven verici davranır, çocukların yanlarında rahat ve açık davranmasını sağlayabilirlerse , çocuklar da sıkıntılarını söyleme konusunda daha rahat davranacaktır. Peki çocuklar takıntılarını nasıl dile getirirler? Sıklıkla konudan bahsederken sıkıntılı oldukları göze çarpar. Kendileri aslında bu şekilde düşünmek veya davranmak istemedikleri halde içlerinden bir sesin (bazen kendi düşüncesi olduğunu söylerler, bazılarıysa başka birisinin sesi olarak tanımlayabilir) belli davranış ve düşüncelere yol açtığını dile getirirler. Örn:içinden herhangi bir şeye küfür etmek gelmesi, rahatsız edici cinsel içerikli görüntülerin göz önüne gelmesi, bir şeyi iki kez yapmazsa kötü bir şey olacağı veya kapıyı kilitlemiş olmasına rağmen sanki kilitlemediğini düşünmesi ve tekrar tekrar kontrol etmek zorunda kalması gibi. Bazen düşünceler eşlik etmeden sadece tekrar eden davranışlar (kompulsiyonlar) ortaya çıkabilir ve bunlar dışardan rahatlıkla gözlemlenebilir.
Obsesyon ve Kompulsif Arasındaki Fark Örnekleri
Tekrar hatırlatmakta yarar olduğu gibi obsesyon; düşünce takıntısı, Kompulsif ise obsesyonun davranışa yansımış halidir.
· Duştan yeni çıkılmış olmasına rağmen; "Tam olarak temizlenmedim mi acaba?" kurgusu obsesyon, sonrasında tekrar tekrar duşa girmek ise kompulsif durumdur.
· Evden yeni çıkılmış ve sokakta yürürken "Kapıyı kitlemiş miydim?" düşüncesi obsedenin saplantısıdır, akabinde gidip kapıyı kontrol etmesi ise kişinin zorlantısıdır.
· Kendi ile "Ben gidip şu duvarın köşesine dokunamam!" şeklinde iddiaya giren obsedenin bu davranışı onun saplantısı, kurguladığı iddia uğruna gidip duvara dokunması ise zorlantısıdır.
· Bir tartışma anında karşı taraftan herhangi bir tepki gelmemesine rağmen obsedeyi zorlayan "Belki de anlaşılmadı" kurgusu onun saplantısı, bunun üzerine defalarca aynı konu üzerinde karşıya ispatlarda bulunması ise kişinin zorlantısıdır.
· Kahkahalar içinde gülerken "Başıma bir şey mi gelecek yoksa?!" kurgusunu kurmak kişinin saplantısı, bu kurgu doğrultusunda kahkahayı kesmek ise kişinin zorlantısıdır.
Obsesyon Olasılığının Yükselmesi Durumu
İnsanın kendi beynine hükmedememe durumu bellidir ki ruhsal yahut psikolojik olarak zayıflama anlarıyla bağlantılır. Bu durum çeşidine göre uzun yahut kısa vadeli olabilir. Genel olarak düşünsel Obsesif sorunlara neden olan ve tedavisini zorlaştıran maddeler aşağıdaki gibidir...
· Hipnoz (Konsantrasyon eksikliği)
· İbadet veya meditasyon, konsantrasyon, izolman gibi birtakım mistik deneyimler sırasında kişinin kendisini çevreden yalıtması.
· Üzüntü, sevinç gibi heyecan hallerinde aşırılık ve bu heyecanlara kapılarak kendini kaybetmek
· Dalgınlık ve aşırı yorgunluk.
· Hastalık komaları
Basit Obsesyon Örnekleri
· Hastalık bulaşacağı düşüncesi
· Cinsel içerikli düşünceler,
· Yasak veya şiddet içeren düşünceler
· Anlatma, sorma onaylatma ihtiyacı
Basit Kompulsif Örnekleri
· Elini tekrar tekrar yıkama
· Tablo, resim v.b cisimlerin simetrik olmadığını farkedip düzeltmek
· Elektrik, ütü unutulup unutulmadığını defalarca kontrol etme
· Karşısındaki insanın giysilerinin renklerini saymak
· Karşıdan gelen arabaları saymak
· Gölge ve çizgilere basamama.
· Uyurken yorganı yataktan taşırmamak.
· Zihindeki sözcükleri sessiz bir biçimde söyleme
Psikoloji'de Takıntı
Takıntı (obsesyon) ya da saplantı psikiyatri sözlüklerinde “yanlış olduğunu bildiğimiz halde kafamızdan atamadığımız, mantık ve muhakeme ile uzaklaştırılamayan, arzu edilmeyen saplantı halindeki fikirler” ya da “bilince takılarak korku ve bunalım yaratan, kişinin istemli çabalarına karşın kurtulamadığı ısrarla tekrar eden düşünce, hayal ya da tepiler olarak” tanımlanır. Mikrop kapma düşüncesi, aykırı cinsel düşünceler ve küfürlü dinsel düşünceler takıntılara örnek olarak gösterilebilir.
Bu düşünceleri etkisizleştirmek için yapılan hareketlere ise kompülsiyon adı verilir. Mikrop kapma takıntısını gidermek üzere aşırı temizlik, küfürlü dinsel düşüncelere karşı dualar etme, birtakım kelimeleri sessizce tekrar edip durma veya içinden sayı sayma kompülsiyonlara örnek olarak gösterilebilir. Takıntılar kişinin anksiyetesini (kaygı) arttırırlar; kişi de anksiyetesinden kurtulmak için kompülsiyonlara yönelir.